insan birden kendini renkleri tartışırken bulur

rüyamda evin bir odası daha çıkıyordu. yıllarca dedemler yaşarken dedemler, babamlar yaşarken babamlar, ben yaşarken benler bir şekilde gözden kaçırmışız ama o oda hep oradaymış. hep fark etmeden önünden geçmişiz. sadece ben, çocukken bir kere girmişim sonra unutmuşum. duvarları boyanmamış kalmış. ev ben hayattayken üç kere boyandı ama bu oda hep pas geçilmiş. 

benim bildiğim boyanmış en eski renk ilginç bir yeşildi. kendini bilmez bir yeşil:----. ben o dönemi görmedim ama duvarlar tutamadı kendini fısıldadılar soyulmuş duvar kâğıtlarının arkalarından. onun üstüne daha çekirdek aile olarak taşınmadan önce açık gri boyanmış. 90'lar grisi. kimseyi dinlemeyen bağımsız ve mutsuz zeki demirkubuz gibi bir şeydir bu açık gri:----. nevzat doğan gelmişti. 19 yıl önce falan nevzat doğan evin bu versiyonunda ziyaret etmişti dedemleri. nevzat doğan bu griyi görmüştü. nevzat doğan biri hoşlanmadığı bir şey söylediğinde gözlerini duvara kaçırdığında kim bilir bizim grimize bakarak neler düşündü. nevzat doğan'ı en son gördüğümde de düşünüyordu eli şakağında. son yılındaydı başkanlığının. belki aynı şeyleri düşündü o zaman da. ona çay getirmiştim ve teşekkür etmişti. onun bizim evin eski rengini bildiğini bildiğimi bilmeden içti çayını saf şey.

çekirdek aile olarak taşınınca kum rengi ile insan rengi arasında bir renge boyadık:----. nasıl kaplumbağalar yavaş yürür, inekler alık davranır; insan da zaten mutlu olamayacağım diyerekten hatalar yapar. bizimkiler de insanlık yaptı sanırım ve ev yanlış insanların dinlenilmesi sonucu pembe ve buz mavisine boyandı:--------. pembe duvar olmaz. çocukluğum mahvoldu.

en son da amcamla boyadık yakın bir tarihte. daha doğrusu amcam boyadı ben de yanında yardım eder durdum. iki kişi bir şey taşırken üçüncü de ucundan tutar ya. sakin ve kafası karışık çok az mavimsi morumsu bir griye boyadık:----. kestirme işini bana bıraktı. bir çok iyi, bir çok kötü kestirdim. istikrarsız kestirdiğim için yanlış yaptığım yerleri düzeltmesi için bir de işini yarıda kestirdim ona. en azından müzik açma konusunda yardımcı olabildim. kaan boşnak falan dinledik. benim duygulandığım anlar oldu. kendimi yine hiçbir işe yaramayıp duygulanırken buldum yani. boya bitince hayatımda bir sürü sorun çözüldü sandım ama kafamdaki bütün soru işaretleri başka soru işaretleriyle tanışıp kaynaşmışlar, nereli olduklarını falan öğrenmişler hâlbuki. 

o oda mahrum kaldı bu boyalardan renklerden işte. bugün boya alacağım o odaya. duvarlar defterinden en güzel rengi seçeceğim ve evin diğer odalarının kıskanacağı bir renge boyayacağım. tavanına baktığınızda aklınıza sadece iyi şeylerin geldiği bir beyaz bulacağım. merhamet edip öldürmediğim bütün sinekler o odaya gidip eceliyle ölmüşler zamanında onları temizleyeceğim. şu ana kadar hiçbir odama sığdıramadığım her şeyi o odaya sığdıracağım. evdeki çiçek desenli her şeyden çiçeklerini alıp o odaya pencere kenarında saksılara koyacağım. o odada çocukken uyandığım gibi uyanacağım başım ağrımayarak ve heyecanlan. 
bunlar benim seçim vaatlerim. renk seçimim için.